#5 Bilim ve Teknik
Konu hangi ara buralara kadar geldi, inanın bilmiyorum.
Bizler, yani sağlık ve basit bir hobimiz olsun diye spora başlayan insanlar! günün birinde yaptığımız sporun bünyede bıraktığı bağlayıcı etki ile konuyu daha detaylı öğrenmeye, okumaya ve araştırmaya yöneliyoruz. Genelleme yaparak yazıyorum. Çünkü görüyor ve tanık oluyorum koşmak, yüzmek, bisiklete binmek gibi sporlarda sadece terleyerek değil sabırla ve okumayla da büyük ilerlemeler kat ediliyor.
Konu sadece işin tekniği ile de sınırlı kalmıyor. Çok basit ve yüzeysel bir örnek vermek gerekirse: koşmak için sadece bir çift ayağa ihtiyacımız yok. Gün gelir hiç alakası olmayan bir diş ağrınız sizi koşmaktan alıkoyabilir veya her attığınız adımda çınlayan bir kulak da sizi gün gelir koşturmaz.
İşte yazıya Bilim ve Teknik adını vermemdeki sebep de burada ortaya çıkıyor. Nasıl koşulur, koşarken nasıl giyinilir, kalp nedir, ritim nedir, solunum nedir, kas ve iskelet sistemi nedir diye okumalar arasında kaybolurken, ardı arkası gelmez ağrılarınız içinde sürekli doktora gitmemeyi, hatta artık kimsenin kafasını şişirmeyeyim kendi derdimi kendim çözeyim düşüncesine nail oluyorsunuz.
Bu noktada da sonsuz video ve yerli yabancı makaleler arasında buluyoruz kendimizi. Hayatımızın hiç bir alanında yeri olmayan latince kemik adları veya kardiyoloji terimleri arasında kalıyoruz.
Örneğin; Yaşadığımız ağrılardan dolayı gün geliyor ayakta bulunan 26 kemiği babamızın oğlu gibi tanıyoruz. Geçmişte yolda görsek tanımayacağımız fibula kemiğinin doğal ve doğal olmayan formlarını öğreniyoruz. BPM sayısını sanki ilkokulda öğrenmişçesine -az oldu/-çok oldu diyoruz.Yahu güzel kardeşim! Sen 90 kilodan 80'e düşmek için koşmaya başlamamış mıydın? ne ara yan dal yaptın?
Şakası bir yana, bence kişinin bilmişlik seviyesine gelmeden temel tanımları ve makaleleri okuması belirli seviyelere kadar zararsız hatta kararında ise faydalı da bir eylem. Bu seviyeler içsel motivasyon veya ne bileyim farklı öğrenimler elde etmenin verdiği bireysel haz da olabilir.
Esasında çok hassas konular. İnsan bir ömür veriyor... senin benim okuduğumuz 2 yazı, izlediğimiz bir video ile İlizarov* havalarına bürünmememiz gerek. Sonra adama "üç günlük seyisliği var kırk yıllık at boku eşeler" derler.

Yorumlar
Yorum Gönder