#3 Geç Başlayanlar ve Başlamayı Düşünenler
Sizin de spor yaparken veya yaptıktan sonra vücudunuzda ağrı oluyor mu? Cevabınız HAYIR! ise lütfen burayı terkedin. 😊
Kilometrelerce koşup, pedal çevirip, saatlerce ağırlık çalışıp ya da 1 saat basket oynadıktan sonra ertesi gün; sol ayak bileği ağrısı, sağ omuz eklem ağrısı, diz kapağı ağrısı gibi saymakla bitmez çeşitli ağrılarla hemhâl olmayan ve spor yaptıktan sonra sanki hiç spor yapmamış gibi temiz kas-iskelet sistemine sahip insanlar gerçekten maşallahı hak ediyor.
Peki kimileri her spordan sonra ağrılar ile savaşırken kimileri neden hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edebiliyor?
Bu sorunun basit ve kısacık bir cevabı olduğunu düşünmüyorum ama en temel nedenler pek çok zaman olduğu gibi çocukluğumuzda saklı olabilir. Yani hayatının 30 senesi gerçek anlamda hiç spor yapmamış çocukluğunu, lise ve üniversite çağlarını bilgisayar başında knight veya pes oynarak geçirmiş bu çağlarda halk arasındaki deyişle "vitaminsiz kalmış" düzgün beslenememiş hatta ve hatta kötü beslenmiş, sonrasında da iş hayatına başlayıp hareketsiz bir hayat ile yaşayan kimslerin tüm bu geçmişi hiçe sayarak tam teşekküllü sporcu gibi hayat yaşama denemelerinde ağrılar kaçılnılmaz olabiliyor. Ağrıların olması bu süreç içinde gayet mantıklı. (hayatımda ilk defa teşekküllü bir cümle yazdım)
Evet, biraz önce bahsettiğimiz tip hayata sahip olup 35 yaşına kadar halı sahada top bile oynamayıp daha sonra spora başlayan ve hiç ağrı, sakatlık yaşamayan insanlar da olabilir. Bu kişilere helal olsun diyerek yanlarından uzaklaşıyoruz.
Her ne kadar aklıma yatmasada hayatının hiç bir evresinde koşmamış, zıplamamış birinin geç yaşlarda spora başladığında sorunsuz olarak ilerlemesi teorik olarak garip geliyor. Burada pek çok kez duyduğum genetik yatkınlık gibi faktörlerde illaki etkilidir. Fakat sadece genetik faktörler mi?
Yabancı dil kursuna gittiyseniz eğer 1. ay sonunda akıcı ve mükemmel yabancı dil konuşmaya başlayabilir misiniz? hayır! işte burada da benzer durumlar geçerli.
Özellikle erkeklerde çok görülen bir durumdur; yaşına başına bakmadan kendini 20 yaşında delikanlı gibi zannederek sporun her alanında umarsız bir zorlama yaşanır.😉 Ağırlık çalışıyorsa hemen ayna karşısında orantısız kademelerde dambıllar, kolsuz atlet ile girilen pozlar. Koşuyorsa pace, nabız, km verilerinden alakasız sadece etkileşim için yapılan paylaşımlar...
Bu durumlarda herkes istediğini yapabilir, hatta bence de herkes istediğini yapsın. Fakat sporu düzenli hayat rutini haline getirmek ve önce minink minik daha sonra kalıcı sağlık adımları atmak istiyorsak süreklilik ve sabır bizler için daha iyi olacaktır.
4 paragraf önce dediğim konuya geri dönecek olursak, bazı insanlarda o veya bu sebeplerle hiç ağrı sızı olmuyor dedik. İşte 2 paragraf önce de dediğim gibi anlık, orantısız, kontrolsüz, bilgsizce sanki kendi kendimize "ben daha ölmedim be ölmedim, 20'lik lere taş çıkartırım" edalarıyla spora başlarsak bir yerlerimizden bir şeyler çıkartacağımız kesin, taş çıkaramayız belki ama mutlaka birşeyler çıkarırız!! 3 paragraf önce de dediğim gibi kendimize ölçme ve değerlendirme yapmadan manyaklar gibi spora girmemeliyiz.
Hem kendimizi hem bizi sevenleri kötü süprizlerle karşı karşıya bırakmamak için aceleci davranırsak hayalini kurduğumuz sağlığa yetişemez hatta kaçırabiliriz. Bakın! acele ediyoruz ve kaçırıyoruz! Acele etmiyoruz ve yakalıyoruz!!! Spor ve Sağlık arası korelasyonu en güzel ifade edebileceğim cümlelerden birisi oldu.😇 Şu cümledeki mantığı, felsefeyi, ileri görüşlülüğü parayla vermezler size. 😆
Eğer bu yazıları bir gün benden başkası okursa (hiç zannetmiyorum) ve o kişi spora yeni başlama sürecindeyse kendisine şunu söylemek isterim; Kimseyi kendimize rakip alma!
Evet, spor yapan başka hiç kimseyle bir işimiz yok biz kendimize odaklanamım önce. Spora başlayan insanların sadece %2'ü başladıkları sporda devamlılığa sahipler. Beraber koşmaya, yüzmeye, gym salonuna gittiğimiz insanlara bakın. "akşam misafir gelecek, çocuklara ders çalıştırmam gerekiyor, bugün yorgunum, arka kapı kıcırdıyor" gibi bahanelerle kendilerinin de bizim de spor şevkimizi ve planlarımızı bozmasına izin vermeyin. Spora başlayacaksanız kendi göbeğinizi kendinizin kesebileceğine buna zaman, sağlık, para ve sosyal hayatta değişiklik ayırabileceğinize emin olarak başlayın.
Ayda bir defa koşan insan hiç koşmayan insandan daha iyidir ama gönül ister ki seans sayıları artsın. Koşudan örnek verdik ama kültürel bir örnek de verelim; bir sayfa evet sadece ayda bir sayfa kitap okuyan insan da hiç okumayandan öndedir benim gözümde. Belki diğer ay 3 sayfa sonraki ay 10 sayfa okur. Doğru kitabı veya doğru spor branşını seçmek süreklilik açısından çok önemli. Hiç öyle artis artis cümleler yazmadan içimden geçeni söyleyim; yapılan hatalı seçim sizi spordan da okumaktan da soğutur.
Sonuçta hayatta herkesin spor yapması gerekmiyor. Spor yaparsanız, sağlıklı beslenirseniz ve biraz da kitap okursanız emin olun hayatta mutlak karşılığını alırsınız. Blog yazılarıma başlarken kimseye kesin hükümlü alkıl vermeyeceğim sözünü şiar edinmiştim fakat bunu kesin olarak söylüyorum. Spor, beslenme ve kültüre merak salmak hayatınızda mutlaka ama mutlaka olumlu geri dönüşü olacak yatırımlardır.
Bu saydıklarımı kendinize güvenli bir liman olarak mı görürürsünüz yoksa -he -he der geçermisiniz? bilemem. Sonra gelip bana ağlamayın ama bu saydıklarım sizi çirkinseniz-güzel, fakirseniz-zengin, görece salaksanız-olduğunuzdan biraz daha zeki yapabilir. Yok ben güzel, zengin ve akıllıyım diyorsanız o zaman ekleyin instadan karşılıklı takipleşelim ne diyim başka.😒
Bu yazı diğerlerine göre biraz daha uzun ve sanki karışık oldu, kafamdaki konulara bağlantı açısından zemin hazırlama yazısı gibi bir şey oldu. Sıkılmadan ve yazım hatalarıma rağmen bunu da okuduysanız teşekkürler.
Devamı gelecek gibi...
*yukarıda verdiğim %2'lik oran tamamen uydurma bilgidir ama gerçeğe yakındır.

Yorumlar
Yorum Gönder