#4 Sen kaçıncı oldun?
Evet, soru basit.
-Sen kaçıncı oldun?
Şimdi, bir önceki yazımızda ne dedik? spora geç başlama, buna bağlı ağrılı süreçler, bizim gibi kişilerin spor geçmişleri ve geç başlanan sporun bünyede yarattığı bebeksi dokunuşlar.
Bu ağrı sızı mevzuları pek tabii kas ve iskelet sisteminin doğal tepkileri arasında. Yıllardır kendi halinde evden işe işten eve giden bünye azıcık terlemeyi, azıcık zorlamayı görünce biraz tepki vermesin mi? Biz bile standardın dışında azıcık iş yükümüz artsa elli tane laf ediyoruz.
Burada ağrısız dönemler normal şartlarda mümkün olduğu gibi bazen de kişi farkında olmadan bir tarafına zarar vermek için uçurumdan aşağı koşarak gidiyor/gidiyoruz/gittik. Azıcık dölek dursak* inanın hiç tedavi süreçlerine falan girmeden, doktor doktor gezmeden ağzımızın tadıyla ne güzel spor yaparız. ama yok! Zayıflamak, sağlıklı yaşamak veya huzur bulmak için çıktığımız bu yolda bence çağımızın bağzı zararlı etmenleri bizi dolaylı yoldan o zehirli kolları ile sarıyor ve başladığımız felsefenin çok ötesinde , bizi bambaşka bir alême çekiyor. Ondan sonra; "hocam kas gevşeticin var mı?" yok sana kas gevşetici falan!
Çok büyük kısmımızın zayıflamak gayesi ile başladığı koşu sporu zamanla gayemizin dışına çıkıyor, hele ki "koşmak" dünyada artık sektöre dönüşmüş haldeyken. Bizler yani koşan, koşmaya gönül veren insanlar bir noktadan sonra farkında olmadan bu sektörün figüranları ve finans kaynağı oluyoruz.
Sen kendi halinde parklarda koşarken bir anda kendini ilk koşu yarışına kayıt olmuş ve bayram çocuğu gibi giyinmiş halde start alanında buluyorsun. Çanta, suluk, bandana hatta ellerde baton.. Peki buna gerek var mı sahiden?
Bu kişinin kendi tercihi tabii ki. Kimseye "gerek yok kardeşim" diyemeyiz fakat şunu sanki diyebiliriz;
- Buna gerçekten hazır mısın?
- Bu mesafelere hazır mısın?
- Yarışlarda veya antrenmanlarda yüksek mesafelere veya hızlara hazır mısın?
Cevabı "evet" olan ve konu hakkında kendi gelişimine haiz olan insanlara bundan sonra yazacaklarım sanırım gereksiz, ama cevabınız "bilmem ki" veya "hayır" ise devam edelim.
![]() |
Fakat asıl konu şu; spora gönül veren kişinin fiziki durumu uzun mesafe ve rekabete ne kadar yatkın. Bazı insanlar katıldıkları bu organizasyonlarda farklı coğrafyalar görmek doğa ile iç içe olma amacı güderken, dan dun rekabet eden arkadaşlar da yok değil.
Haftalık antrenman mesafemize, antrenman ve branş çeşitliliğimize dikkat etmeden, rakamların bize söylediklerini ciddi almadan adeta kara düzen organizasyon kayıdı yaptırmak maddiyatın dışında sağlık açısından riskler taşıyor.
Yani, haftalık 10km koşan bir sporcunun pat diye 30km bir organizasyona kayıt olması benim gözümde biraz anlamsız. Hatta süre hedefsiz haftada keyfe keder koşan 10km birinin, süre hedefi ile bir anda 10km koşması da anlamsız. Buna göre antrenman yapmayan birisinin kendini ansızın zorlaması hoş olmayan hadiseler yaşatabilir. Mesefaler ve buna bağlı organizasyon planlamaları ile ilgili özellikle youtube'da konuya benden fazla hakim, neredeyse akademik seviyede bilgi veren videolar var.
Esas demek istediğim mahalli koşucuların;
- Haftalık, aylık ve yıllık mesafelerine bakmadan yarışlarda çok uzun mesafeleri denemeleri,
- Tek tip antrenmanla yani sadece düm düz koşarak farklı disiplinlerde sonuç beklemesi,
- Kas iskelet sisteminde bir ağrı varsa buna aldırış etmeyip ısrarla üzerine gitmesi,
- Özellikle kardiolojik sağlığına dikkat etmemek.
Biz kendi seviyemizi aslında bilsek de bazen çevremize gereğinden fazla pr yapıp sanki Kenya'lı atlet izlenimi bırakıyoruz. Falanca kişi filanca koşuda 500km koşmuş, efendim bilmem kimin arkadaşı 40km yi 1 saatte koşmuş... Ya arkadaş! sen boşver milleti! bak samimi söylüyorum "manyak" olursun kanka. Bırak milleti hem kendine hem de başkasına dillendirmeyi. Sonra havalı havalı fotoğrafı paylaşıp Pazartesi günü esas mesleğimize döndüğümüzde "o soru" geliyor; "sen kaçıncı oldun?"
-Sen kaçıncı oldun?
Kocaman bir "SANANE" diyerek cevap versek ne kadar güzel olur.
İşte konuya hakim olmayan eş, dost bu işin sadece birinci olmak için yapıldığını düşünüyor, biliyorsunuz. Ulan zaten yarışta birinci olsam gelip burda maaşlı mı çalışmaya devam ederim, neyse.
Ben gibi seviyesi ve süreleri belli olan insanların bunu sıradan hayattan zevk almak için, koşmanın ve de özellikle böyle şehir dışı aktivitelerin ne denli emek istediğini diğer insanlara anlatması ilk etapda hiç de kolay değil.
Biz zaten kendi dünyamızda birinciyiz.
*dölek durmak: özellikle iç anadoluda düzgün, uslu durmak anlamında kullanılan kelime kalıbı.

Yorumlar
Yorum Gönder