#6 Her Şeyin Sonu Sağlık
Kendi blogumda yazıyor olmanın verdiği aşırı rahatlıkla gevezelik hakkımı olabildiğince hor kullanarak başlıyorum...
Bazen beni spordan ve hayattan böylesine koparan sakatlık süreçlerimle ilgili çok daha detaylı yazılar yazmak istiyorum. Fakat hem tıbbi açıdan yanıltıcı olacağından ve farklı kişilere yalan yanlış mihmandarlık yapmasından hem de bunun gereksiz çene yapmaktan öteye gitmeyeceğini düşündüğümden dolayı mesafeli yaklaşıyorum.
Sağlığımız ile ilgili ne kadar okuma yaparsak yapalım veya yaşadığımız operasyonel süreçler özelinde ne kadar "youtube!" videosu izlersek izleyelim asla ama asla tıp ihtisası yapmış insalar gibi konuya hakim olamayız.
-kardeşim ben yapay zekaya sordum, gluteus'da büyüme varmış.
-sen yapay zekadan daha mı iyi biliyosun?
veya
-valla yapay zeka yakında doktorluğu bitirecek ha! ne sorsak söylüyor.
gibi kasaba kırathanesi cümleleri ile kendimizi komik durumlara düşürmekten öteye gidemeyeceğimizi, hastalığımızla ilgili kendimizi konuya hakim "hekim" gibi değilde konuya hevesli bir hasta gibi göstermemiz gerektiğini hem bu yazımda hem sosyal çevremde ziyadesi ile vurgulamaktayım. (hakim ve hekimi aynı cümlede kullanmak)
Kişi önce kendinin doktorudur falan gibi laflarla da gaz vermiyorum. Zaten başımıza ne geliyorsa bunlardan geliyor. Tabii ki araştırılsın, tabii ki okunsun izlensin. Hatta il sağlık müdürlüğü köy köy gezip halkı bilinçlendirsin ama kardeşim sen de bu okumayla izlemeyle doktor olmayacağının farkına var lütfen.
Biraz respect yahu!
Dolu dolu haftalık 50-80km koşan veya bir şekilde sporun içinde olan kişilerin sakatlık sonrası hayatlarındaki çok sesliliğin bir anda kesilmesi ve 90’lar TRT3 yayınına dönen hayatlarına kolay kolay alışması mümkün olmuyor. Sanki sabahtan akşama kadar TRT3’de AÖF yayını izliyor gibiyim.
Üstelik koşamamak spor yapamamak üzücü ve sorunlu bir durumken ben gibi hareket dahi edememek inanılmaz zor. Zaman mutlaka geçiyor ve geçecek biliyorum, biliyorum bir gün geri dönüp baktığımda bu günleri gülerek hatırlayacağım ama telkinler ne kadar da başarılı olsa bir yerden sonra ağrı kesiciler gibi etkisini azaltıyor.
Ben geçmiş dönemlerde bu süreçlerin daha kolay atlatıldığına inanıyorum. Günümüzde birey olumlu anlamda yer egzersizleri veya ağrımayan bölgeyi kullanarak palyatif spor egzersizleri için kaynaklar bulabiliyor evet, evet ama olumsuz yazılar da bulabiliyor! Hele hele yapay zekanın bu denli kafa karıştırdığı, kirli bilginin internette cirit attığı günümüzde mental sağlığı korumak adına bu alandan kendimizi nasıl uzak tutacağız hiç bilmiyorum.
Olumlu bakmak veya pembe düşler ile geçecek, geçecek diyerek kendimi bir yere kadar avutmak okey ama sonrasını yönetemiyorum.
**dikkat**
Okumak, resim yapmak, yazmak gibi mantıklı hareketler bireyin sağlıklı bir kafa yapısı olduğunu ve mantıklı hareket ettiği gösteriyor. Ben bu gibi durumların mantıklı aklı selim insanlara uygun olduğunu düşünmüyorum. Zaten yaşadığımız hayat farkındalık seviyesi yüksek insanlar için cehenneme dönmüşken üstüne bir de aktif hayattan uzak kalmış “hayat damarlarınızdan birisi kopmuş” (r.i.p.) halde günlerimize devam etmek çekilmez.
Biraz boş ve alık olmak hatta durumu kabullenmek sanılanın aksine daha rahatlatıcı olabiliyor. Ben mesela sanki bir daha hiç koşmayacakmışım gibi düşünüyorum.
Yanılıyor olabilirim hatta belki de tam tersine geçmişten de daha iyi seviyelerde dönebilirim belki ama dönemezsem artık bu serüveni bitirmiş olurum. Yazarken bile çok zorlandığım düşünceler. Alık alık takılıyorum derken bir anda balyoz gibi indirdim içimdeki zehri. Yaa işte gerçek hayat böyledir, pembe düşler satanlara değil gerçeklere inanın gerçeklere!!
Neyse, haydi bu yazıyı da bir noktaya bağlayarak sonunu dünya barışı ve güzelliklerle bitirelim.
Don Diablo adlı çikolata renkli şarkıcının dediği gibi “pain is temporary, pride is forever” yani diyor ki “sen işini kış tut yaz çıkarsa bahtına”.
Selametle.💔


👏🏻
YanıtlaSil