Kayıtlar

#7 Boş Ayakkabılar

Resim
Geldim be geldim! Günler, haftalar, aylar geçti. Sayıları binlerle ifade edilen kıymetli okurlarımdan yüzlerce mesaj aldım. Hatta artık mesajlarla yetinmeyip evimi Fax yağmuruna tuttular, inanır mısınız Fax kitlendi.  Beni merak eden, acaba yazdığı yazılar nedeniyle; "hakim karşısına mı çıkarıldı?" "tutukluluk süresi ne zaman bitecek?" "ulan bu çocuğu koşu mafyası tenhada bir yerde sıkıştırıp pıçakladı mı? acaba"  Gibi sayısız mesaj ve fax aldım. Hayır arkadaşlar gönlünüz ferah olsun. Ne yasama, yürütme aşamasında bir sorunla karşılaşdım ne de koşu grupları ile bir temasım oldu. Uzun zamandır yoktum çünkü bekleyen ağrılarımın çözümü ve koşu sevdamız için bıçak altına yattım. Bu "bıçak altına yatmak" sözü oldum olası galiz bir ifade olarak yer etmiştir bende. Böylesine ciddiyet barındıran bir konunun ifade ediliş biçimi Türk Sinemasının namzet isimlerinden biri olan " Natuk Baytan " filmi adı gibi ifade edilmese keşke.  Bu yazıda çok uzu...

#6 Her Şeyin Sonu Sağlık

Resim
Kendi blogumda yazıyor olmanın verdiği aşırı rahatlıkla gevezelik hakkımı olabildiğince hor kullanarak başlıyorum... Bazen beni spordan ve hayattan böylesine koparan sakatlık süreçlerimle ilgili çok daha detaylı yazılar yazmak istiyorum. Fakat hem tıbbi açıdan yanıltıcı olacağından ve farklı kişilere yalan yanlış mihmandarlık yapmasından hem de bunun gereksiz çene yapmaktan öteye gitmeyeceğini düşündüğümden dolayı mesafeli yaklaşıyorum.  Sağlığımız ile ilgili ne kadar okuma yaparsak yapalım veya yaşadığımız operasyonel süreçler özelinde ne kadar "youtube!" videosu izlersek izleyelim asla ama asla tıp ihtisası yapmış insalar gibi konuya hakim olamayız.  -kardeşim ben yapay zekaya sordum, gluteus 'da büyüme varmış. -sen yapay zekadan daha mı iyi biliyosun? veya -valla yapay zeka yakında doktorluğu bitirecek ha! ne sorsak söylüyor. gibi kasaba kırathanesi cümleleri ile kendimizi komik durumlara düşürmekten öteye gidemeyeceğimizi, hastalığımızla ilgili kendimizi konuya hakim...

#5 Bilim ve Teknik

Resim
Konu hangi ara buralara kadar geldi, inanın bilmiyorum.  Bizler, yani sağlık ve basit bir hobimiz olsun diye spora başlayan insanlar! günün birinde yaptığımız sporun bünyede bıraktığı bağlayıcı etki ile konuyu daha detaylı öğrenmeye, okumaya ve araştırmaya yöneliyoruz. Genelleme yaparak yazıyorum. Çünkü görüyor ve tanık oluyorum koşmak, yüzmek, bisiklete binmek gibi sporlarda sadece terleyerek değil sabırla ve okumayla da büyük ilerlemeler kat ediliyor. Konu sadece işin tekniği ile de sınırlı kalmıyor. Çok basit ve yüzeysel bir örnek vermek gerekirse: koşmak için sadece bir çift ayağa ihtiyacımız yok. Gün gelir hiç alakası olmayan bir diş ağrınız sizi koşmaktan alıkoyabilir veya her attığınız adımda çınlayan bir kulak da sizi gün gelir koşturmaz. İşte yazıya Bilim ve Teknik adını vermemdeki sebep de burada ortaya çıkıyor. Nasıl koşulur, koşarken nasıl giyinilir, kalp nedir, ritim nedir, solunum nedir, kas ve iskelet sistemi nedir diye okumalar arasında kaybolurken, ardı arkası ge...

#4 Sen kaçıncı oldun?

Resim
 Evet, soru basit. -Sen kaçıncı oldun? Arkadaşlar bu yazı aslında #3'ün devamı. Şimdi iki konuyu birbirine bağlamayı deneyeceğim, umarım salça yapmam. Şimdi, bir önceki yazımızda ne dedik? spora geç başlama, buna bağlı ağrılı süreçler, bizim gibi kişilerin spor geçmişleri ve geç başlanan sporun bünyede yarattığı bebeksi dokunuşlar. Bu ağrı sızı mevzuları pek tabii kas ve iskelet sisteminin doğal tepkileri arasında. Yıllardır kendi halinde evden işe işten eve giden bünye azıcık terlemeyi, azıcık zorlamayı görünce biraz tepki vermesin mi? Biz bile standardın dışında azıcık iş yükümüz artsa elli tane laf ediyoruz. Burada ağrısız dönemler normal şartlarda mümkün olduğu gibi bazen de kişi farkında olmadan bir tarafına zarar vermek için uçurumdan aşağı koşarak gidiyor/gidiyoruz/gittik. Azıcık dölek dursak *  inanın hiç tedavi süreçlerine falan girmeden, doktor doktor gezmeden ağzımızın tadıyla ne güzel spor yaparız. ama yok! Zayıflamak, sağlıklı yaşamak veya huzur bulmak için çıktığ...

#3 Geç Başlayanlar ve Başlamayı Düşünenler

Resim
Sizin de spor yaparken veya yaptıktan sonra vücudunuzda ağrı oluyor mu? Cevabınız HAYIR! ise lütfen burayı terkedin. 😊 Kilometrelerce koşup, pedal çevirip, saatlerce ağırlık çalışıp ya da 1 saat basket oynadıktan sonra ertesi gün; sol ayak bileği ağrısı, sağ omuz eklem ağrısı, diz kapağı ağrısı gibi saymakla bitmez çeşitli ağrılarla hemhâl olmayan ve spor yaptıktan sonra sanki hiç spor yapmamış gibi temiz kas-iskelet sistemine sahip insanlar gerçekten maşallahı hak ediyor. Peki kimileri her spordan sonra ağrılar ile savaşırken kimileri neden hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edebiliyor? Bu sorunun basit ve kısacık bir cevabı olduğunu düşünmüyorum ama en temel nedenler pek çok zaman olduğu gibi çocukluğumuzda saklı olabilir. Yani hayatının 30 senesi gerçek anlamda hiç spor yapmamış çocukluğunu, lise ve üniversite çağlarını bilgisayar başında knight veya pes oynarak geçirmiş bu çağlarda halk arasındaki deyişle "vitaminsiz kalmış" düzgün beslenememiş hatta ve hatta kötü be...

#2 Koşan İnsan

Resim
Arkadaşlar selam, Eğer bu yazıyı okuma noktasına geldiyseniz, bu demek oluyor ki hayatta bazı eşikleri geçmişsiniz. Efendim nedir bu eşikler peki? Yani demem o ki mutlaka koşmak adına bir takım kaynakları okudunuz, denediniz ve araştırdınız. Şimdi size koşunun milyonlarca yıllık evrimi, insanın bu zaman zarfı içinde bu yetisini nasıl geliştirdiğini veya içinde bulunduğumuz dünyada sektöre dönüşmüş koşu aleminin teknik açıklamalarını yazmayacağım. Lütfen ısrar etmeyin çünkü ben de bilmiyorum. Çok merak ediyorsanız kaynaklar verebilirim veya sizlerde bulabilirsiniz. Zaten daha ikinci derste ödev veren, sınav yapan cins ve aşırı idealist hocalar gibi kasmanın manasında yok. Veyahut burası, bilgiye bu kadar aç okurlara uygun bir blog mu? henüz tam bilmiyorum.   Acele etmezsek bu yazılar sayesinden en az bir adım fazladan atacağınıza inanıyorum. Ben size güzelliği vaad ediyorum...

#1 Amaç?

Resim
Selam, Adım Gökhan , Biraz koşuyorum, biraz okuyorum, fazla fazla düşünüyor, bol bol izliyorum. Kimseye akıl verecek seviyelerde bilgi sahibi de değilim ama içimden geçenleri yazmak istedim.  Biraz koşuyorum dedim ama açık açık yazayım; koşmak hayatımda ailemden sonra gelen ikinci şey olabilir. Başlarken, insanların 2 dakikadan uzun video bile izlemediği bu dönemde, kimsenin burada yazılanları okumayacağını düşündüğüm için içim rahat, kendi kendime yazar dururum artık. :) Öncelikle yazım denetimi, dilbilgisi, -de/-da gibi konulara her ne kadar dikkat etmeye özen göstersemde, bu blogda tdk veya trt seviyesinde içerik girdileri olmayacak. Kendimden ve sokaktan bir dil ile yazmak hatta ve hatta çok moda olan yaoay zekadan da destek almadan, ham girdiler yapacağım. (bakın mesela "yapay zeka" yerine "yaoay zeka" yazdım ve düzeltmedim.) Sonra kimse bu çocuk hiç okula gitmemiş mi ne biçim yazıyor olmasın. Salça'nın doğalı olunca seviyoruz ama yazım dilinin doğalı olu...